| |
|
EKONOMİK KRİZ KALP KRİZİNİ TETİKLİYOR |
|
|
|
Amerika’da 1994’te meydana gelen deprem sırasında kalp krizlerine bağlı ani kalp ölümlerinin sayısı arttı ve depremi takip eden iki hafta boyunca kalp rahatsızlığına bağlı ölümlerin sayısında bir düşüş gözlendi. Japonya’da da deprem sonrası kalp krizinin 3,5 kat arttığı belirlendi. Dr. Özeren; “99 Adapazarı depreminde bizim de bir hastamızda kendiliğinden tüm kalp damarlarında yırtılmaya bağlı kalp yetmezliği saptandı ve yabancı dergilerde yayınlandı” dedi.
Ağır emosyonel veya fizik stresin, hormonlar, tansiyon nabız ve pıhtılaşmaya ait değişikliklerle birlikte seyrettiği; bu değişikliklerin, zayıf plakların çatlamasına, koroner damarlarda spazma neden olabileceği ileri sürülmüştür. Fizik ve emosyonel stres, sempatik sinir aktivasyonuna, bu da kan basıncının ve kalp hızının artmasına; dolayısıyla miyokardın oksijen tüketiminin artmasına neden olur.
Duygusal şoklar, kalp hastalıklarını tetikliyor. Özellikle kadınları etkileyen bu durum, sevdiklerinin ölümü ya da eşleri tarafından terk edilme gibi tatsız olaylar yaşayan kişilerin, kalplerinde bazı fonksiyon bozukluklarına neden oluyor ki buna “kırık kalpler sendromu” deniyor.
İçinden çıkılması zor ekonomik sıkıntılarla boğuşmanın bir süre sonra insanlarda ruhsal ve bedensel hastalıklara yol açtığını ifade eden Dr Özeren, şunları söyledi: “Tüm dünyada etkisini hissettiren ekonomik kriz, insanların kalp sağlığını riske sokuyor. Ekonomik krizin neden olduğu gelecek kaygısı, mutsuzluk ve karamsarlığa neden oluyor. Bu duygular içinde yoğun stres yaşayan kişide kanda adrenalin seviyesi yükseliyor. Adrenalin ise kalbi besleyen damarlarda spazma yol açıp, kalbe giden kan akımı ve oksijeni azaltıyor. Böylece kalp krizi riskini artırıyor. Bu aralar kalp krizinin yaşı iyice azaldı. Son zamanlarda 18-25 yaş arası çok sayıda insan kriz geçirip müdahalelerimizle tekrar hayata döndü.

Krizin sebep olduğu stresle depresyon belirtileri görülebiliyor. Yapılan araştırmalar, depresyonun artmış kortizon nedeniyle kalp damar hastalığı riskini 3 kat arttırdığını göstermiştir.” Diğer taraftan, bir ay önce 30 yaşında bir hastamızda olduğu gibi, bazen depresyon ilaçlarına bağlı hayati ritim bozuklukları da gelişebiliyor. Daha sık olarak aslında tamamen sağlıklı kişiler kalp hastası olduğunu düşünerek her gün doktora başvurmaktadır.
İngiltere’de 5000 kişilik bir araştırmada “işten atılmanın“ kalp krizi tehlikesini 2 kat yükselttiği belirlendi. Krize neden olan şey beklenmeyen büyük gerilim ve buna bağlı olarak damar tıkanması.
Dr Özeren “Özellikle daha önceden kalp hastası olanların ekonomik nedenlerle ilaçlarını aksatmaması, stresi azaltır diye sigara alkol gibi kalp için de zararlı olan maddelerin tüketimini artırmaması “ konusunda uyardı. “ Hastalarımıza maalesef medyada her gün “ekonomik kriz” diye sürekli gündemde tutulan olumsuz senaryoları izlememesini ve morallerini yüksek tutmasını öneriyorum” dedi.
Kardiyoloji Uzmanı
Uz.Dr.Ali ÖZEREN
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|
|
|
| |
|