Hastalığın sebebi tam olarak bilinmese de en fazla genetik geçiş sorumlu tutulmaktadır. Psikolojik faktörler hastalığı başlatabildiği gibi, daha önceden varolan tabloyu da alevlendirebilmektedir. Bunun dışında travma, bazı ilaçlar, enfeksiyon geçirilmesi hastalığı tetikleyen diğer faktörlerdir.

Sedef hastalığı klinik olarak çok çeşitli şekillerde karşımıza çıkar. En sık görülen tipi; üzeri yapışık beyaz kepekleri olan, bazen kaşıntılı, değişik ebatlarda kızarıklıklar şeklindedir. En sık yerleşim yeri dizler, dirsekler ve saçlı deridir. Tırnaklar da sık tutulur ve çukurlanmalar, renk ve şekil değişikliği görülür. Sedefi olanların % 5'inde eklem tutulumu olur, eklem hareketleri sertleşir ve ağrılı olur. Hastalığın tanısı için bir kan testi yoktur. Tanı çoğunlukla klinik görünüm ve bazı durumlarda deri biyopsisi ile konulur.
Sedef hastalığı uygun tedaviler ile kontrol altına alınabilir. Günümüz tedavi metodları ile sedef hastalığı kaybolsa da yeniden başlama ihtimali vardır. Tedavinin şekli hastalığın tipine ve şiddetine göre değişir. Sedefin tedavisi; yerel tedaviler, fototerapi (ultraviyole tedavisi) ve sistemik tedaviler olmak üzere 3 ana grupta incelenebilir. Bunun dışında stres kontrolü açısından hastanın profesyonel destek alması da tedavide ivme kazandırmaktadır.
Hafif formdaki sedefler yerel tedaviler ile tedavi edilebilirken daha fazla lezyon ve bulgular olduğunda ya da topikal tedaviler (sürülerek kullanılan ilaçlar) ile düzelmediğinde daha aktif tedaviler gerekir. Bunlardan ultraviyole tedavisi sedef dahil birçok deri hastalığında uzun süredir başarı ile kullanılmaktadır. Özel makinalar kullanılarak ultraviyole ışığın iki tipi verilebilir: UVA ve UVB. PUVA denen yöntemde UVA ışığının etkisi psoralen tabletleri ile artırılmaktadır. PUVA tedavisi özellikle kronik büyük plaklı sedef için en iyi tedavi yöntemidir. Bu tedavide psoralen güneşe hassasiyeti artırdığı için tedaviden sonra güneş gözlüğü ve güneş koruyucu kullanmalıdır. UVB tedavisinde tablete gerek yoktur. Bu tedavide ise ilaç kullanılmadığı için güneşten korunmaya da gerek yoktur. Seçilecek ışık tedavisinin tipi hastanın lezyonlarına göre doktor tarafından belirlenmektedir. Tedavi genellikle haftada 3 kez başlanıp hastanın yanıtına göre sıklığı azaltılmaktadır.
Daha ağır hastalarda immunsupresif tedaviler olarak bilinen hap tedavilerine ihtiyaç duyulabilir. Ancak hap tedavileri beraberinde yan etkiler taşır. Bu yüzden daha basit yollarla hastalık kontrol altına alınabiliyorsa sistemik tedaviler kulanılmaz.
Sonuç olarak, sedef kronik bir hastalık olmakla beraber tedavi edilebilen bir hastalıktır. Önemli olan hastanın tedaviye uyumu, moralini yüksek tutması ve bu hastalığı yenmeyi istemesidir...
Herkese sağlıklı günler dilerim...
Uzm. Dr. Semra TOKER
Dermatoloji uzmanı